Müziği iyilik için kullanmalıyız

Melisa Vardal – Müzik kariyerinden 45. yılını kutlayan efsanevi müzisyen Marcus Miller yeniden İstanbul’a geliyor. En son 6 yıl önce Türkiye’de sahne alan Grammy ödüllü müzisyen bugün Volkswagen Arena’da sevenleriyle buluşacak. Sahneyi besteci ve trompet virtüözü Russell Gunn, Floridalı davulcu David Chiverton, saksafon virtüözü Donald Hayes, klavyeleri yenilikçi kullanımıyla tanınan Julian Pollack Miller’la paylaşacak olan müzisyen konser öncesi sorularımızı yanıtladı. Türkiye’den özlemle bahseden Miller, kariyerindeki 45 yıllık başarının sırrını ve Türk müziği ile Anadolu müziğiyle bakışını anlattı.

‘Sabırsızlanıyorum’

Altı yıl sonra Türkiye’deki hayranlarınızla yeniden buluşacağınız için heyecanlı mısınız? Konserde seyircinizi neler bekliyor?

Kesinlikle! Özellikle Türkiye gibi müzik konusunda canlı ve tutkulu bir yerde hayranlarla yeniden bağ kurmak her zaman heyecan verici. Altı yıldır uzakta olmak heyecanımı daha da artırdı. İstanbul’a gelmemin üzerinden epey zaman geçti. Altı yıl aranın ardından, bazı yeni parçaları ve kataloğumdan her zaman çalmaktan keyif aldıklarımızı Türk seyircimiz için söylemenin iyi bir fırsat olacağını düşünüyorum. “Blast” ve “Come Together” listede yine olacak ancak sizlerin son zamanlarda uğraştığım şeyleri duymasını istiyorum. Bu geceyi herkesle paylaşmak ve kalabalığının enerjisini bir kez daha hissetmek için sabırsızlanıyorum.

Tutku, özgünlük

Kariyerinizin 45. yılını kutluyorsunuz. Dönüp baktığınızda nasıl yorumlarsınız neredeyse yarım asırlık bu yolculuğu?

45 yılımı düşündüğümde müzik sektöründe kalıcı başarının sırrının, bu işi tutku ile yapmak ve ona sadık kalmak olduğuna inanıyorum. Özgün olmak, sürekli gelişmek, her zaman müziğe ve hayranlara öncelik vermek önemli. Yıllar boyunca birçok zorlukla karşılaştım ve birçok trendin gelip geçtiğine tanık oldum ancak anlamlı ve orijinal müzik yaratma konusundaki kararlılığım hiçbir zaman sarsılmadı. Bir diğer önemli faktör ise dinleyicilerle olan bağ; bana inanılmaz bir destek kaynağı oldular ve onlar olmasaydı bu 45 yıl mümkün olmazdı.

‘Dönüştürücü olmalı’

2013 yılında UNESCO Barış Elçisi ve Köle Yolu Projesi’nin sözcüsü seçildiniz. Müziğin toplumsal olaylardaki rolünün ne kadar etkili olduğunu düşünüyorsunuz?

UNESCO Barış Elçisi ve Köle Yolu Projesi’nin sözcüsü olarak seçilmek büyük bir onur ve sorumluluktu. Sahip oldukları platform ve etki göz önüne alındığında, sanatçıların toplumda benzersiz bir role sahip olduğuna inanıyorum. Biz sadece sanatımızı yaratıp paylaşmakla kalmıyoruz, aynı zamanda farkındalığı artırma, anlayışı geliştirme ve olumlu değişim yaratma gücüne de sahibiz. Müziğimiz, sözlerimiz, eylemlerimiz; hepsi insanlarda yankı uyandırıyor ve bu bağlantıyı daha büyük bir iyilik için kullanmak bizim için çok önemli. Sanat birçok yönden toplumu yansıtır ve sanatçılar olarak bu düşüncenin hem dürüst hem de dönüştürücü olmasını sağlama sorumluluğumuz var.

‘Türkiye’nin özgün ve zengin müzik dokusu var’

Türk cazı ve Anadolu müziğini takip ediyor musunuz?

Türk cazı ve Anadolu müziği inanılmaz derecede özgün ve zengin bir dokuya sahip. Geleneksel seslerin çağdaş unsurlarla birleşimi onu büyüleyici kılıyor. Farklı kültürlerin caz müziğini nasıl yorumladığını ve yenilik yaptığını görmek her zaman aydınlatıcıdır. Türkiye’deki sanatçılardan bahsetmişken, ülke gerçekten yetenekli müzisyenler yetiştirmiş ve ben de onların bazılarını dinleme ve onlarla çalışma zevkine sahip oldum. Doğu ve Batı etkilerini kusursuz bir şekilde harmanlama yetenekleri gerçekten övgüye değer. Her zaman yeni seslere kulak veririm ve Türkiye kuşkusuz zengin bir müzik dokusuna sahip.

Bugün Volkswagen Arena’da konser verecek olan Marcus Miller’a göre müzik evrensel dildir. Boşlukları kapatır, farklı kültürleri birbirine bağlar ve geçmişimizle geleceğimizle bir rezonansa yaratır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x